Zam, artık takvimle değil, nefesle hissediliyor. Nereye baksanız bir artış, nereye gitseniz bir “güncelleme” var. TÜİK, Haziran enflasyonunu açıkladı, 6 aylık fark %16,67 oldu. Emeklinin gözü kulağı zam haberindeydi.
–Ama daha maaş hesaba geçmeden…
2 Temmuz sabahı bir haber daha geldi: Konutlarda kullanılan doğalgaza %24,6 zam yapıldı. Cebine maaş girmeyen vatandaş, doğalgaz faturasında fazlasıyla hissetti bu artışı.
Ve Şanlıurfa’da son darbe fırından geldi. Fırıncılar Odası, “girdiler arttı” diyerek ekmek fiyatını %20 artırdı. 10 TL’ye satılan somun ekmek artık 12 TL.
Yani…
Ekmek 12 lira oldu ama umut hâlâ 10 lirada kaldı.
–Bir Ekmek, Bir Emekli, Bir Ülke
Ekmek…
Bu ülkede sadece bir yiyecek değil. Aynı zamanda geçimin, yaşamın, alın terinin adı. Ekmek zammı sadece fiyat artışı değildir; sofradaki eksiliğin, iç cebindeki boşluğun da ifadesidir.
Bugün Şanlıurfa’da bir emekli pazara giderken elindeki para azaldığı için değil, marketteki fiyatlar hızla arttığı için boynu bükük.
Kışa hazırlık yapacak olan dar gelirli, şimdi doğalgazın yeni tarifesine bakıp korkuyor:
“Bu kış kombiyi hangi ay açacağız?”
–Zamlar Koşuyor, Maaşlar Yetişemiyor
Emekli maaşı %16,67 oranında artsa da; sadece doğalgaz ve ekmekteki artış %45’i buluyor. Daha elektrik, su, ulaşım, gıda marketi zammı eklenmeden.
Bir yandan müjdeler, diğer yandan zamlar… Vatandaş artık “müjde” kelimesini duyunca bile arka cebini kontrol ediyor. Çünkü genelde “müjde” gelen gün, market fişi uzuyor.
– Sözün Özeti
Bugün ekmek 12 lira olduysa, sadece un değil umut da pahalı hale gelmiştir.
Ve eğer umut hâlâ 10’da kaldıysa, mesele para değil, adaletli paylaşım meselesidir.
Şanlıurfa’nın sıcağında bunalan emekli, artık “maaş” değil, “merhamet” bekliyor.
Çünkü zamların dili varsa, sofraların da sabrı bir yere kadar…