Şanlıurfa, Türkiye’nin en genç nüfusuna sahip şehri. Ama bu gençlik dinamizmiyle değil, eğitimdeki derin açığıyla gündeme geliyor. Bugün Şanlıurfa’da 9 bin öğretmen açığı bulunuyor. Bu açığın üstü ise yine pansuman bir çözümle, 10 bini aşan ücretli öğretmen başvurusuyla kapatılmaya çalışılıyor.
Geçici Çözümlerle Gelecek Kurulmaz
Eğitim, bir milletin geleceğini belirleyen en kritik alandır. Ancak görüyoruz ki, Şanlıurfa’da çocukların geleceği geçici çözümlerle heba ediliyor. Ücretli öğretmenlik, adı üzerinde geçici bir tedbirdir. Ama yıllardır kalıcı bir politikaya dönüştürülmüş durumda.
Kadrolu atama bekleyen on binlerce öğretmen varken, Şanlıurfa’daki gençler hâlâ düşük ücretlerle çalışan ve her an değişebilen öğretmenlere teslim ediliyor. Bu tablo, sadece eğitime değil, aynı zamanda adalete ve fırsat eşitliğine de ağır bir darbedir. Çocuklarımız “üvey evlat” muamelesi görüyor.
Rakamlar Utancı Gösteriyor
Resmî verilere göre İstanbul ücretli öğretmenle ilk sırada. Onu Şanlıurfa izliyor. Düşünün; nüfus bakımından İstanbul’dan sonra en çok ücretli öğretmene ihtiyaç duyan şehir Şanlıurfa.
Gaziantep, Diyarbakır, Mardin ve Van gibi illerin de listede yer alması, Güneydoğu’ya yönelik eğitimdeki ihmalin açık göstergesidir. Demek ki mesele sadece bir ilin değil, bölgesel bir çöküşün işaretidir.
Siyasi İrade Neden Sessiz?
Sorulması gereken soru çok açık:
On binlerce genç öğretmen atama beklerken, neden hâlâ ücretli öğretmenliğe bel bağlanıyor?
Şanlıurfa gibi nüfusu hızla artan, öğrenci yoğunluğu zirvede olan bir şehirde kalıcı çözümler neden hayata geçirilmiyor?
Eğitim politikası neden günü kurtarmaya endekslenmiş durumda?
Bunların cevabı, siyasi iradeden bekleniyor. Ama ne yazık ki yıllardır bu sorular cevapsız bırakılıyor.
Şanlıurfa’nın Gençliği Kurban Edilemez
Şanlıurfa’nın gençleri, kalabalık sınıflarda, yetersiz öğretmen sayısıyla eğitim almaya mahkûm edilmemeli. Türkiye’nin en genç şehrinin geleceğini, günübirlik çözümlerle heba etmek kabul edilemez.
Bu sadece Şanlıurfa’nın değil, Türkiye’nin ayıbıdır. Eğer siyasi irade kalıcı adımlar atmaz, kadrolu öğretmen atamalarını hızla yapmazsa, Şanlıurfa’nın gençliği kaybedilmiş bir kuşağa dönüşecektir.
Oysa bu şehir, eğitimde dezavantaj değil; doğru politikalarla Türkiye’nin en büyük avantajı olabilir.
Şimdi soruyoruz: Siyasi irade nerede?
Son Söz: Sessiz Kalmayın
Şanlıurfa’nın çocukları sahipsiz değildir. Eğitim hakkı, siyasetin keyfine bırakılamaz. Bu tabloya karşı sessiz kalan herkes, geleceği karartılan nesillerin sorumluluğunu da taşır.
Artık söz değil, icraat zamanı! Şanlıurfa’nın çocukları için kalıcı çözüm isteyen herkes sesini yükseltmeli.
Unutmayın: Şanlıurfa susarsa, gelecek susar!