Geçtiğimiz günlerde Şanlıurfa kamuoyunu derinden sarsan bir televizyon programı izlendi. Programın konuğu, eski BELTUR Genel Müdürü Vedat Doğar’dı. Doğar, canlı yayında elinde olduğunu iddia ettiği bir dosyayla ekranlara çıktı. Ve iddialarını sıraladı.
Dedi ki: “Bu dosyada yer alan faturalar sahte. 120 milyon lira tutarında hayali mal girişi tespit ettik.”
Devam etti: “Bu mallar, İbrahimi Derneği’ ne verildi.”
İlk etapta bu sözler dikkat çekici. Ancak ikinci cümle, ilkini çürütüyor gibi. Çünkü hayali bir mal tesliminden bahsedilirken, aynı anda bu malların bir derneğe gönderildiği ifade ediliyor. Eğer mal var ise bu hayali değil, teslim edilmiş bir ürün demektir. Eğer mal yoksa, o zaman da gönderildiği yer nasıl söylenebilir?
Bu noktada kamuoyunun aklı karışıyor.
Haliyle bizler de, Vedat Doğar’a bazı soruları sorma sorumluluğunu hissediyoruz:
Eğer bu yolsuzluk iddiaları doğruysa, neden 16 ay boyunca susuldu? Görevdeyken bu bilgileri neden ilgili makamlara taşımadınız da, görevden alındıktan sonra kamuoyuna açıklama gereği duydunuz?
“Hayali” dediğiniz ürünlerin, “İbrahimi Derneği’ne” verildiğini söylediniz. Bu, iddianın doğasını değiştiriyor. Mal varsa, fatura da olabilir. Bu çelişkiyi nasıl açıklıyorsunuz?
Araştırmalarımıza göre “İbrahimi Derneği”, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı bir yardım kuruluşudur. Eğer bu derneğe teslimat yapılmışsa, bunun belgesi, teslim tutanağı, sevk fişi gibi evraklarla kayıt altına alınmış olması gerekir. Yani yolsuzluk nerede?
Programda, Adalet Bakanlığı’nın savcılara baskı kurarak takipsizlik kararı aldırdığını iddia ettiniz. Bu çok ciddi bir ithamdır. Elinizde buna dair bir delil var mı? Varsa neden kamuoyuna sunmadınız?
BELTUR’un önceki yönetiminin 60 milyon TL zarar ettiğini söylediniz. Oysa bu iddia, eski genel müdür İbrahim Emiroğlu tarafından yeminli mali müşavir onaylı belgelerle yalanlandı. Bu belgeler kamuoyuyla paylaşılırken siz neden gelir-gider tablosunu yayımlamadınız?
Bunların ardından kamuoyuna bir açıklama da, hakkındaki iddiaların hedefi olan eski BELTUR Genel Müdürü İbrahim Erhan Emiroğlu’ndan geldi. 7 maddelik detaylı bir açıklamayla tüm suçlamaları reddetti ve belgelerle yanıt verdi.
Açıklamasında, şirketin 2023 yılında 16 milyon TL kâr ettiğini, tüm faaliyetlerin bağımsız denetimden geçtiğini, fatura ve teslim belgelerinin kurumsal arşivlerde mevcut olduğunu söyledi. Daha da önemlisi, yargı organlarına yönelik “baskı” iddialarını açıkça “iftira” olarak nitelendirdi.
Neticede ortaya çıkan tablo şudur:
Ortada iddialar var.
Bu iddiaları doğrulayan resmi belgeler henüz kamuoyuna sunulmadı.
Diğer tarafta ise belgeli bir yalanlama var.
Kamuoyu bu durumda neye inanmalı?
Gerçekten usulsüzlük mü var, yoksa görevden alınmanın ardından gelişen kişisel bir hesaplaşma mı?
Devlet kurumlarını, yargıyı ve kamu vicdanını doğrudan ilgilendiren bu iddialar mutlaka yargı önünde şeffaf bir şekilde ele alınmalıdır.
Zira biz biliyoruz ki;
İddialar belgelerle değilse yalnızca birer sözden ibarettir.
BELTUR gibi kamu kaynaklarıyla yürütülen bir kurum hakkında ortaya atılan bu tür iddialar mutlaka somut delillerle desteklenmelidir. Aksi hâlde hem kurumlar yıpranır, hem de kamuoyunun devlete olan güveni zedelenir.