Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın Abdulkadir Uraloğlu diyor ki:
“Trabzon’u yarınlara taşıyoruz.”
Eyvallah…
Ama insan sormadan edemiyor: Urfa hangi günde kaldı?
Karadeniz’e tünel üstüne tünel, viyadük üstüne viyadük yapılırken; Urfa’ya gelince “Hele bakarız”, “Proje aşamasında”, “Yatırım programında” laflarıyla idare ediliyoruz. Bizde yol var ama ölüm yolu, köprü var ama vaat köprüsü, havaalanı var ama uçak yok.
Suruç yolu mesela…
Adı artık resmen “Suruç Ölüm Yolu”. Ne genişletildi ne bölündü. Her kazadan sonra üç gün konuşuluyor, sonra konu yine Karadeniz sisine karışıyor. Trabzon’da dağ delinip tünel açılıyor, Urfa’da düzlükte yol bitirilemiyor. Vallahi bu işte bir terslik var.
Birecik Köprüsü desen, sabır testidir.
Yapılacak denildi, yapılacak denildi… Köprü değil mübarek, efsane oldu. Çocuk doğuyor, büyüyor, askere gidiyor; köprü hâlâ proje.
Hızlı tren mi?
Urfa için hızlı olan tek şey, verilen sözlerin unutulma hızı. Türkiye raylarla örülürken, Urfa haritada kenar süsü gibi duruyor. Ne Ankara’ya, ne Mersin’e, ne Gaziantep’e düzgün bir hızlı tren hattı… Ama Trabzon’un raylı sistemi konuşuluyor, planlanıyor, projelendiriliyor.
Şehir içi ulaşım zaten Allah’a emanet.
Köprülü kavşak ihtiyacı yıllardır biliniyor. Trafik kilit, vatandaş perişan. Şehir Hastanesi yapılmış ama yolu eksik. Hastane var, yol yok. Bu nasıl planlama?
Urfalı soruyor: “Biz hastaneye helikopterle mi gideceğiz?”
Gelelim GAP Havalimanı’na…
Adında “uluslararası” var ama kendisi yarı misafir.
Yurt içi uçuşlar sınırlı, uluslararası seferler neredeyse yok. GAP’ın kalbi Urfa deniyor ama havaalanı hâlâ taşra terminali gibi. Turizm diyoruz, Göbeklitepe diyoruz ama turist Urfa’ya direkt inemiyor. Önce başka şehre, sonra aktarma… Yani Urfa’ya gelmek bile zahmet işi.
Trabzon’a yatırım yapılmasın mı?
Elbette yapılsın. Kimsenin Trabzon’la derdi yok.
Ama mesele şu: Devlet sadece bir yöne mi bakar?
Urfa bu ülkenin tarım ambarı, genç nüfus deposu, tarih vitrini. Ama hizmette hep sona yazılıyor.
Karadeniz’e öncelik, Güneydoğu’ya sabır tavsiyesi…
Biz Urfalıyız, sabırlıyız da…
Bu kadar da olmaz.
Trabzon yarınlara taşınırken, Urfa hâlâ bugünün çilesini çekiyorsa;
Burada mesele yatırım değil, adalettir.
Ve Urfa artık şunu diyor:
“Biz de bu memleketin evladıyız. Yolu da, köprüyü de, treni de, uçağı da istiyoruz.”
Çünkü bu memleket sadece deniz kenarından ibaret değil.
Fırat da bu ülkenin suyudur, Urfa da bu ülkenin yüzüdür.