Bu şehir artık laf değil, hizmet görmek istiyor.Süslü sözlerle, sloganlarla kimseyi oyalamanın zamanı geçti. Şanlıurfa’nın derdi belli: İş, üretim, adalet ve huzur. Bu da ancak halka rağmen değil, halkla birlikte olur.
Yıllardır sloganlarla, afişlerle, süslü cümlelerle oyalandık. Ama sokakta gezen genç hâlâ iş arıyor, çiftçi hâlâ su derdinde, esnaf hâlâ siftah yapamıyor.
Demek ki laf çok, ama iş az.
Şanlıurfa, potansiyeliyle Türkiye’nin en güçlü şehirlerinden biri olabilir. Ama bunun için önce birlikte hareket etmeyi öğrenmemiz gerekiyor.
Çünkü bir şehir, halka rağmen değil, halkla birlikte yönetilirse gelişir.
Son dönemlerde şehrimizde bir gerginlik havası seziliyor. İnsanlar birbirine küsmüş gibi.
Herkes kendi düşüncesini en doğru sanıyor, kimse diğerini dinlemiyor. Oysa bu şehirde yaşayan herkes aynı havayı soluyor, aynı sokaktan geçiyor, aynı sorunları yaşıyor.
O zaman niye ayrı düşelim?
Neden “biz” demekten korkalım?
Siyaset, insanı bölmek için değil, bir araya getirmek için yapılmalı.
Hizmet makamında olan herkesin önceliği, koltuk değil, şehir olmalı.
Şehir kazanırsa hepimiz kazanırız.
Bugün yapılan her iş, yarın çocuklarımızın geleceğine bırakılan bir izdir.
Artık Urfa, günü kurtaran açıklamalardan değil, geleceği kuran projelerden söz etmek istiyor.
İnsanlar; laf değil, icraat görmek istiyor.
Şanlıurfa’nın yolları, parkları, fabrikaları, gençlerin istihdamı, kadınların üretime katılması…
İşte bunlar bu şehri ayağa kaldırır.
Biz geçmişte çok gördük; halka rağmen yürüyen her adım, sonunda duvara çarptı.
Çünkü halkı dinlemeden yapılan hiçbir iş tutmadı.
Bu yüzden artık yeni bir döneme girilmeli:
Halka rağmen değil, halkla birlikte…
Unutmayalım, halkın rızası olmadan yapılan her iş eksik kalır.
Ama halkla birlikte atılan her adım, kalıcı olur.
Urfa’nın buna ihtiyacı var: Birlik, samimiyet ve gerçek hizmet.